budalaca yaşamak / doğru yaşamak

http://rockfordmidwifery.com/ Herkes kendi doğruları için yaşar demiştim gözlerinin içine bakarak… O zamanlar benim doğrularım, onun doğruları, tamamı bizim doğrularımız zannederdik. Zaman geçti. Büyüdük tabii ki hayata karıştık. Zamanla birlikte hayat değişti, biz değiştik. Kapıldık bir akışa. Derken bir gün gördük ki doğrular da değişmiş. Ben ‘Ben değişmedim!…’ dedim.
O gülümsedi ‘Haklılık payın olabilir çünkü ben değiştim’ dedi.
Omuzlarındaki yükü görmüştüm başından itibaren ve hayran olduğum şey bunu taşıma gücüydü her zaman. Tüm bu ağırlığa rağmen yere sağlam basan biri olup, vazgeçmeyişine doğrularından, kapılmayışına o yanlışlara deli olurdum.

Dedim ya…Zaman geçti, hayat geçti önümüzden değişti herşey. Bir sabah uyandığımda sözlüğümden ‘güven’ kelimesini çıkardı. Ben değil o çıkardı. Sonra dönüp bana ‘Şimdi güven bakalım bana’ dedi dalga geçercesine. Salaktım hala. Değişmemişti bende bir şey. Tamam dedim ve denedim güvenmeyi sonuna kadar. Bekledim. Kimine göre bir saniye kimine göre ömürlerce bekledim. Ben güvendikçe daha zor oldu hayat.

Bir gece yürürken yine kendi halimde, farkettim ki benim doğrularım doğruydu. Ve onun yanlışlarına göz yummak da yanlıştı.
Gülümsedim. Ben bunları yazacağım ama kimse anlamayacak dedim. Öyle de oldu. Kimse anlamadı ki zaten anlasalar ne olurdu! Herkesin doğrusu kendine doğruydu.
Kirlenmişti,
Kırılmıştım.
Bir daha aynı sevgiyle bakar mıyım, aynı görür müyüm diye sorgularken ölmüşüm…

Biyolojik bozukluk

Gerildim şu an…
Var yahu böyle bir şey. Ben kendimi bildim bileli gece insanıyım. Uyuyamıyorum. Yani benim suçum değil bu, olmamalı! Çocukluğumdan itibaren her zaman gündüzleri uyumaya geceleri oturmaya meyilliydim. Hala öyle işte 🙁

Neler denemedim. Sabahlayıp belli bir saatte yatmalar, bitki çayları, pasiflora, sakinleştiriciler. Ilık duş alıp, klasik müzik dinleyerek uyumaya çalışmalar falan. Olmuyorrrrr işte! Demek ki benim biyolojik saatim böyle. Işıkta uyuyor bu beden napalım yani.

Sevgili babacığım hep ‘sen ya bekçi ol ya da doktor aksi takdirde kesin kovulursun!’ derdi bana. İkisi de olamadım iyi mi:/ Geceleri mühendis çalıştıran bir şirket varsa oraya beni alsınlar istiyorum. Sabahlara kadar proje falan yaparım ben sorun değil yeter ki güneş doğarken yatıp, batmasına yakın uyanabileceğim bir iş olsun.

Yaz döneminde staj sebebiyle 2 ay başarmıştım aslında. Her sabah 6:30 en geç 7:00 de kalkıyordum. Evet başardım ama işkence gibiydi. Hayatımın kalanını öyle geçirdiğimi düşünmek bile istemiyorum. Oysa ki öyle bir hayata sadece 1 yılım kalmış okul uzamazsa. Nedir yani abi ot gibi o ne öyle ya. Akşam 10 oldu mu uykun geliyor. Haftasonu leşin çıkmış bir vaziyette eğlenmeye gidiyorsun. Sonra bir bakıyorsun hooop pazar akşamı. İşin yoksa değişen uyku düzenini tekrar pazartesiye adapte et.

Neden birilerinin zamanında kurduğu düzene uymak zorundayız ki? Bence artık dünya ikili sisteme geçmeli. Gündüz çalışıp gece uyuyanlar ve gündüz uyuyup gece çalışanlar olmalı. Böylece her saatte çalışan bir sürü insan olur. Üretim hiç durmaz. Hem de herkes en verimli olduğu zamanda çalışmış olur. Çıkıp da yok efendim güneş görmek lazım falan demesin kimse. Yararı kadar zararı da var o güneş denen şeyin.

İleride bir gün kendi şirketimi kurmayı başarırsam böyle bir sistemi denerim arkadaş ben! Bence süper de olur.
Neyse…
Yazmamışım uzun zamandır. Kendi içimde rahatladım 🙂