Yağmurla daha da güzelsin İstanbul

Canım sıkkın olduğunda mı böyle şakır şakır yağmur yağıyor İstanbul’a, yoksa ben sıkkın olunca mı farkına varıyorum o yağmurun bilinmez.
Ama şimdi yine sabaha karşı ve nefis bir yağmur var dışarıda. Hava ağardı ancak güneşe dair en ufak iz yok. Toprak kokusu odama doluyor. Şöyle bir bakıyorum. Nar ağacı, limon ağacı sanki mutlular hallerinden.
Temizleniyoruz yine hep birlikte. Üstümüzden kir akıyor olduğu kadar. Ve toprağa karışıyoruz. En sonunda gideceğimiz yeri hatırlıyor ve var olanlarla mutlu olmayı öğreniyoruz yeniden.
Güzelsin İstanbul’um yağmurun kollarında. Ve hepimiz birer yağmur tanesiyiz bu karmakarışık hayatın sağanak yağışında.

love is dead

Brett Anderson- Love is dead dinliyorum, dinliyorum, dinliyorum…
Sözleri de beni benden alıyor. Sanal gülümsemeleriyle plastik insanlar kısmına takılı kalmış durumdayım. Ve o “Aşk ölü” dedikçe sadistçe ve mazoşistçe gülümsüyorum aslında.

Düşünüyorum üzerine…
Aşk ölü ?
Olur mu canım maşallah bizim jenerasyonda herkes aşık hem de öyle böyle değil hergün 3-5 insana aşık. Sürekli aşık, hep aşık. Çünkü aşkı pozisyon zenginliği, iki cilve, bir gülüşme olarak tanımladılar.

Yok azizim öyle yıllarca bekleyen, yok efendim bir eli tutmak için ömür feda eden aşıklar falan yok bizde. Herşey yüzeysel ve hızlı. Eh ne de olsa tüketici bir toplumuz biz. Şimdi tükettiğimiz doğa, teknoloji ve materyal kadar ruh ve beden de tüketilir vaziyette.
Şöyle bir bakıyorum çevreme. Bir sürü delik deşik ruh ve beden ve arkalarında da ölü bedenler ve ruhlar. Bizler gri sabahlara uyanan bir nesliz. Kirlenen sadece doğa değil. Delinen sadece ozon tabakası değil. Bozulmuşluk ve yozlaşmışlık sadece yaşam tarzı, beden değil. En çok kirlenen ruhlarımız. Yalanladığımız gerçekler bile paramparça. O kadar çok yalan var ki onları birleştirip sözde dünyalar kurabiliyoruz.

Çocukları sevmeyen, hayvanlara işkence edenlere tepkiliyiz. Ne bekliyoruz ki insanlar birbirini tüketirken sokaktaki karabaşı mı düşünecek? Laf!

Oyunlar bile masum değil, çocuklara özgü şeylere bile bulaştırmışız zehrimizi.
Şimdi çamura bulanmıyor çocuklar, onun yerine öpüşüyorlar bol bol. Ne hoş!
İnsanlar sevmiyorlar, sevişmiyorlar artık! Herşey kendini tatmin etmekten ibaret. Buldukları ruhların kendilerini sevmesini sağlıyorlar ve elde ettikleri bedenlerle orgazm olduklarına inanıyorlar.

Kaç on yüzyıl öncesinde doğmalıydım acaba?!!! Hala aynı şeyi söylüyorum.
Sevmiyorum dünyanızı. Siz sarhoş yaşamlarınızla devam edin lütfen, ben çok daha masum mutluluk ve sarhoşlukları 1-2 kadehle kendi dünyamda da buluyorum.

Aman biraz uzakta olun lütfen, kirlenmedik bir ruhumuz bir bedenimiz ve dünyamız var bizim.

Aman Allah aşkına bulaşmayın…
Eyvallah!

http://www.youtube.com/watch?v=UsIiAvmy4zc