Kırılgan

Kafamdan çok şey geçiyor…Anlamlı anlamsız bir sürü düşünce yerli yersiz geliyorlar. Uyuyamadığım oluyor düşünmekten. Kafamı toplayıp yazıya bile dökemiyorum.
Durum böyle olunca ve değişiklik olsun diye :

KIRILGAN
Kırılgan bir çocuğum ben
Yüreğim cam kırığı
Bütün duygulardan önce
Öğrendim ayrılığı
Saldırgan diyorlar bana
Oysa kırılganım ben
Gözyaşlarım mücevher
Saklıyorum herkesten
Ürküyorlar gözümdeki ateşten
Ürküyorlar dilimdeki zehirden
Ürküyorlar o dur durak bilmeyen
gözükara cesaretimden
Diyorlar: Bir yanı sarp bir uçurum,
Bir yanı çılgın dağ doruğu.
Oysa böyle yapmasam ben
Nasıl korurum içimdeki çocuğu?
Bir yanım çılgın nar ağacı
Bir yanım buz sarayı.

M. Mungan

Kaybetme

Kaybetmek ister insan bazen. Herşeyi yitirmek ister. Çünkü bazen tüm o haz aldıklarımız, tüm sevdiklerimiz bağlandıklarımız ağır gelir insana. Kaybetmek ister çünkü ne kadar az sahipsek o kadar az incitilebiliriz. Çünkü hiçbir şeye sahip olmayanın kaybedecek hiçbir şeyi yoktur. Çünkü sonsuz özgürlüğün bedeli acımasız bir tekliktir çoğu zaman. Sayın birden ikiye çıktığı anda başlar dengeleme sorunsalı.

Kendine bile yalan söylerken insan, karşındakinin sana hiç yalan söylememesi beklentisi hep boş umuttur. O bağlandığın eşyalar, hayatlar, ruhlar … Hepsi bir gün gidebilir. Kaybetme korkusu hasar verir ve an gelir karar verirsin: Bu korkuyla yaşayacağıma hepsini atarım. Boş kalsın, sessiz ve sakin. Tek kalayım, %100 bildiğim gibi. Güvenli… Macera değildir aslında ama bir yanı da macera sanki. Boşuna çabalama. Bunlar beyninde yankılanan anlamsız sesler gibi. Anlamayacaksın, anlayamazsın.

Öyleyse neden yazıyorsun deme. Anlatma ihtiyacım vardı, anlattım.
Geçti bitti şimdi örtün üzerimi yıldızlar ki huzurlu uyuyayım bu gece. Ah işte huzur, onun için herşey yapılası. Huzuru da kaybetme korkusu olur mu ki?

Herneyse!