Kayıbımsı

Kayıp hissediyorum. Tam her şeyi yerli yerine oturttum diyeceği zamanlarda kaybolmuş hisseder ya insan işte öyle bir hal. Melankolim gelmiş benim diyorum, yoksa bir sebep bulamıyorum şu ruh halime.

Cuma akşamı, yorgun halde eve geldim. İçimden bir ses yaşlandın mı lan çıksana dışarıya diyor. Ama istemiyorum. Sanki eskiden keyif veren şeyler keyif vermiyor hissiyatı. Bir şey eksik ve ben onu hep yanlış yerlerde arıyorum gibi geliyor. Böyle odada bir şey kaybeder ve her yere baktığımızdan emin oluruz ama yine de bulamayız ya öyle bir his. Sanki aynı yerlere tekrar ve tekrar bakıyorum. Gözümün önünde biliyorum ama bakıyor göremiyorum.

Sığ geliyor bu ara pek çok şey. Ucuz geliyor pek çok insan ve tavır.
Pişman olabileceğim şeyler bulayım istiyorum. Açıkçası çok bir pişmanlığım yok. O kadar az risk almış hissediyorum ki kendimi buna pişman olasım tutuyor.

Sonra… Düşünmekten yorgun düşüyorum. Sesler anlamsız, sözler anlamsız oluyor. Bir silueti ellerimden düşürüyorum, bir bakıyorum ben oluyor, bir bakıyorum yok oluyor. Sonrası boşluk… Var olup da olmayan nedir? Sorusu olmayan cevaplar ve cevabı olmayan sorular buhranı.
Kendimi en çok da ben yoruyorum. Bir kaç saatliğine açıp gösterebilmek isterdim beynimin içini.

Çok tuhaf bu huzursuzluk, ve bir o kadar garip şimdi çıkıp gelen bu eksiklik hissi..

Merak

Ben şimdi merak ediyor ve satırlarca yazıyorum…
O hiç tanımadığım insana.
Belki kilometreler var arada belki de bir kaç metre, kim bilir?

Bazen varmış gibi bazen ise hiç yokmuş gibi yaşıyorum.
Kimi şarkıları çift kişilik dinlerken kimi zaman sıfır kişilik oluyorlar.
Müzik enteresan şey.

Işınlanma keşfedilene kadar en güzel yolculuklar sadece melodilerle mümkün.

Bak gördün mü, en sevdiğim(iz) şarkı çalıyor, bizde en çok iz bırakacak olan.
Sonu ne mutlu ne de mutsuz bitiyor çünkü kahramanları günlük hayat insanları bu şarkının.
Mutlulukla ambalajlanmış bir labirentti ya hayat, hani öyle diyecektik karşılaşsak bir gün bir yerde.

Hiç düşürmeyeceğim elimdeki kitapları ve hiç çarpışmayacağız çünkü bu bir Türk Filmi değil!
Sadece yüzüne bakacağım o zaman anlayacaksın.
Tek kelimeye gerek yok!
İhtiyaç da yok.

Şimdi ben yazacağım sonra da susacağım.
Kimse anlamayacak diyeceğim içimdeki sesle.
Ama sen bir gün anlayacaksın, ilk okuduğunda, hemen o anda.
İşte o gün fondaki müzik değişecek.
Şimdilerde adagio ya gün gelecek allegro diyeceğiz.

Tek kişilik mi susayım yoksa çift kişilik mi?

Gittik yine, olsun daire şeklinde tur atar çıktığımız noktaya geliriz.

Görüşmek üzere…