Gündeme dair

Ata’mı özlemle anıyorum

Geçmişten bugüne sağlam Türk milliyetçiliğinden İnsancıllığa geçiş yapmış bir insanım. Ama PKK savunan destekleyen her kürt arkadaşım ulan acaba yanlış mı yaptım? Kendimce insani bir ilerleme kaydettim derken harbiden her Kürt PKK lı idi ve ben bunu göremedim mi dedirtmeye başladınız. Ben Türkiye Cumhuriyeti evladıyım, ben osmanlı torunu falan değilim. Bildiğiniz Türkiye Cumhuriyeti çocuğuyum. Atatürk’ü putlaştırmayan bir insan olmakla birlikte ortalamanın üstü olan zekam çok şükür okuduklarımı irdelediğimde kendisinin bir ülkenin başına gelebilecek harika bir lider olduğunu çıkarabiliyorum. Mezhepsiz bir müslümanım. Yani mezhepçilik yapmam, sünnisi hanefisi alevisi vs hepsi bir bende. Ateiste de inançlıya duyduğum saygıyı duyarım. Ulan ben bu halde bir insan iken sizin benim çocukluğumdan itibaren, nedense hep yoksulun garibanın gönderildiği doğudaki askeri katleden ve ettiren apocuk dediğiniz şerefsiz soysuz pezevengin resmini paylaşmanız, benim ülke sınırımı değiştirmeye çabalayan, ülke içinden ülke çıkarmaya çalışan, tam tabiri ile yediği çanağa sıçan sonra dönüp yine yiyen PKK denen terörist örgütü destekleyenleri savunmanız, bunu, bu katilleri barış, devrim, özgürlük kelimelerine buluyor olmanız içimde öfke uyandırıyor. Ulan diyorum ben mi yanlış yaptım? Acaba insanın yaradılışı insancıllık kavramına çok mu aykırıydı? Bende bu öfke nöbetlerine sebep oluyorsanız kim bilir okumayan, fanatik, vatan millet sakarya anlayışına körü körüne inanmış o insanlarda ne hisler yaratıyorsunuz? Onu geçtim, Türkiye’de zamanında sağ-sol, dinci-dinsiz vs şeklinde çıkarılan ayrıklığın bu defa Türk-Kürde çevrilmeye çalıştığını sadece ben mi hissediyorum. Komşuyu komşuya düşürüyorlar. Ha ayrıca evet kimse ölmesin ama PKK – YPG vs benim toprağımda gözü olan, benim insanımı öldürene karşı buyur kardeş vur diyecek kadar müslüman da olamamışım insan da anlaşılan. 
Diyeceksiniz ki bizim de dağdaki kardeşlerimiz ölmedi mi? Ulan hangi ülke toprak isteyene buyur kardeş bu parsel de senin olsun der? Öldürür tabii. git Başka bir ülkeden toprak almaya çalış bakayım ambalajlayıp çantana mı koyuvereceklerdi? Gel benim evime yerleşmeye kalkış, 2 odası artık benim de. Verir miyim sanıyorsun? Bir saçmalamayın artık ya. Efendim orada insanlar ölüyor diye benim ülkeme zarar veriyorsun. Gezi olaylarındaki zarar neydi şimdi ne? Gerçekten orada da çevreye zarar verenler varmış ve bu tayfadanmış onu anlıyorum şu anda. Belli yerlere zarar verdin hadi tepkidir dedim. Okul nedir lan Allah’ın öküzü? Hani devrim, hani özgürlük? Dövlet bize okul yapmiy de yık, tohtor yok de sana gelen doktoru tehdit et tartakla vs vs … ne istediğinizi biliyor musunuz? Peki ne istediğinizi açık açık söylecek kadar cesur musunuz? Söyleyin biz de bilelim. 
Beyin çok güzel bir organ kardeşler, keşke herkes sahip olsa!

Gölge kavgası

Bu kadar kırılgan olmaktan nefret ediyorum.
Bu derece hassasiyet, tüm bu duygusallık midemi bulandırıyor.
Zayıflıklarımı gördükçe sinir oluyorum kendime. Üstüne üstlük tüm bu halime rağmen başı dik meydan okuyan o riyakar halimden de ekstra midem bulanıyor.

Ne kendimi kabullenebiliyorum ne de olduğum gibi evet ben böyleyim diyerek oturabiliyorum.
İçimde durmak bilmeyen bir savaş var sanki. Güçlü olmak için yırtınan, öyle olmaya çabalayan, kimseye ihtiyacım yok benim naraları atan yitik bir yan var.
Sonra bir de kedi gibi birilerine sokulup, tüyleri okşanırken mırıldanıp, sırtını güvene dayamak isteyen bir aksi kadar yumuşak bir yan.

Yorgun düşüyor insan kendindeki savaşlardan…
Ve ben çok yorgun hissediyorum bu ara.
Fiziksel dinçliğimin aksine, ruhum epey kırışmış durumda anlaşılan.

Bazen o kadar üzülüyorum ki kahkahalar atıyorum, çok komik bulduğumu söylüyorum durumu. Korkuyorum çünkü. Zayıf olduğumu kabul edersem daha çok zayıf olurmuşum gibi geliyor.
İnsanın kendi gölgesiyle ettiği kavgadan daha çokne yorabilir benliğini?
Varsa söyleyin ben daha fazlasını bilmiyorum.
Ben artık hiç bir şey bilmiyorum.
Ben çözemiyorum, çözmek istemiyorum.

İyi niyetle ya da kötü niyetle bazı kişi ve olaylar hep mutsuzluk getirir.
Ben bir tek bunu biliyorum son durumda.

Ve işte şimdi yine, en dik en cam halimle yine meydan okuyorum önüme konulan hayata..
İçimdeki cam kırıkları her adımda daha çok bi tarafıma batıyor olsalar da,
ben yine ayaklanıp yürüyorum.

“Güzelleş be oğlum ölene kadar hayattasın” sesi yankılanıyor…
Ben güzelleşiyorum, ben yürüyorum, ben hepinizden yine cayıyorum.
Çünkü bağlanmazsan hiç acımaz canın demişlerdi.
Elimde bir makasla var olan her türlü bağıma saldırıyorumdeli bir kadın gibi.
Şimdi ben hepinize susuyorum…