Ayın oğlu

Son 48 saattir neredeyse sürekli aynı parçayı dinliyorum.
“Hijo de la luna” Nam-ı diğer Ayın oğlu. 
Ben hikayesini ve hissettirdiklerini anlatırken buyrun siz de dinleyin.
Hatta bir kere yetmez bir kaç kere dinleyin.


Eski bir ispanyol balladıymış efendim bu parça. Hikayesi biraz kafa karıştırıcı. Zira sözler çevirildiğinde anlamında bozukluk oluşuyormuş birazcık. O yüzden de insanların kafası karışıyor. Benim sevdiğim versiyonu ise şöyle hikayenin:

Bir çingene kadın, çingene bir adamı sever ve aya kendisini onunla evlendirmesi için yalvarır. Ay kabul eder ama der: Doğacak olan ilk çocuğun benimdir.
Çingene kadın bu duruma biraz isteksiz olsa da kabul eder ve “Bu çocuğu alsan da sen asla bir kadın olmayacaksın, ne yapacaksın bir çingene çocuğunu” diye ayla dalga geçer. Çocuk doğduğunda bembeyazdır tarçın renkli bir çingene çocuğu olması gerekirken. Çingenenin kocası aldatıldığını ve onurunun zedelendiğini düşünür ve karısını defalarca bıçaklayarak öldürür. Çocuğu da ormana bırakır.

Derler ki: Çocuk ne zaman mutlu olsa ay dolunay şeklindedir. Ve çocuk mutsuz olup ağladığında ise ay bir beşik gibi onu sallayabilmek için hilal haline bürünür.

Böyle bir efsane işte. Çok seviyorum. Bir şekilde hüzün, mavilik, sevgi,terkedilmişlik, çaresizlik sızıyor sanki notaların arasından.
Sözlerinin Türkçe çevirisi de şöyleymiş:

Aptalın vücut bulmuş hali o adam;asla anlamayan… 
Bir efsane anlatılır, bir çingene kadınının 
Ay ışıyana kadar yakardığı. 
Şafak çökerken, 
Evli olduğu çingene adama 
Yalvararak ağladığı. 
Gökyüzünden dolunay, 
“esmer tenli bir erkeğin olacak” dedi. 
“Fakat karşılığında 
O adamdan olacak ilk çocuğu isterim. 
Yalnız kalmamak uğruna çocuğunu kurban edecek kadın 
Çok aşık sayılamayacığından o adama” 

Koro: 
Ey ay, anne olmak istiyorsun 
Fakat seni kadın yapacak o aşkı 
Asla bulamayacaksın. 
Söyla bana ey gümüşten ay, 
Nedir yapmaya niyetlendiğin 
İnsandan olma bir çocukla. 
a-ha-ha, a-ha-ha, 
Ayın oğlu. 
Tarçın tenli babadan olma bir oğul. 
Bir Ermin(yırtıcı bir hayvan)’nın sırtı kadar beyaz, 
Zeytinden zeytin yeşil gözlü… 
Ay’ın albino oğlu. 
“Lanetler olsun görünüşüne! 
Bu çingeneden olma bir çocuk olamaz 
Ve ben buna tahammül etmeyeceğim.” 

Koro: 
Onuru zedelendiğine inanan çingene 
Gitti karısına,elinde bir bıçakla. 
“Kimin oğlu bu? 
Gözgöre göre aptal yerine koyuyorsun beni! 
Ve yaraladı kadını ölümcül şekilde. 
Kolunda çocuk 
Gitti ormana. 
Ve terk edip gitti onu oracıkta. 

Koro: 
Ve geceleri ay dolunay gözükür; 
Eğer Çocuğun keyfi yerinde ise. 
Ve eğer ağlarsa çocuk, 
Ay söner 
Sakınmak için onu. 
Ve eğer ağlarsa çocuk, 
Ay söner, 
Sakınmak için onu. 

‘’Uydurulan Din Ve Kuran’daki Din’’

Son zamanlarda ülkemizin durumu malum. Pek çok insan gibi ben de dinin kullanılması üzerine kendini dinden normalde olduğundan daha uzak bulan insanlardan biri olarak bulmaya başlamıştım. İnançlı bir insanımdır. Adının ne olduğu önemli değil, Allah, Rab, Tanrı, Yaratan ya da God… Dediğim gibi kelimelere diline takılmaksızın Yaratıcı bir güç olduğuna inanıyorum. Müslümanım. Ancak kafama takılan, üzerine arkadaşlarla tartıştığımız kimi zamanlar karşımdakilerin beni sen dinden çıkmışsın olarak yorumladığı, ya da büyüklerimin ‘tüh tüh bizim kızı da mı değiştirdiler’ dedikleri soru, yorum ve anlamadıklarım ya da bana mantıksız gelenler vardır.
Kuran’ı ve İncil’i (hangisi olduğunu bilmiyorum işin açığı) yalnızca birer kez okumuş biri olarak kendimi utanması gereken bir insan olarak görürüm. Arapça bilmem. Ve Kuran’ı Yaşar Nuri Öztürk’ten okumuştum yine en kısa zamanda kendisinin mealini tekrar ve tekrar okuma kararı aldım. Bu konuda güvendiğim insan kendisidir ancak onun da her söylediğine inanmam.
En başından beri ‘ikra! (Oku!)’ diye başlayan din rehberini düşünmeyi, sorgulamayı ve araştırmayı şirk olarak yorumlayamayacağının savunucularından olmuştum.
Neyse çok uzatmayayım. Kafam karışıktı. Gerçekten çok karışıktı. İslamiyet bir sürü insan tarafından yorumlanıyor bir sürü şey söyleniyor. Hadisler, tefsirler yok efendim ilmihaller vesaire ortalık dinle ilgili yorumlarla ve yazılarla kaynıyor. Herkes kendi doğrusunu savunuyorken benim kafam gittikçe karışıyor, birbiriyle çelişen bir sürü ifade arasında ‘şu mantıklı da bunda da bu mantıksız’ şeklinde kendi kendime işin içinden çıkamaz hallere geliyor ve umutsuzluğa kapılıyordum. Dinle ilgili görüşlerim gidip gelmekle birlikte her zaman bir yaratıcı olduğuna inandım. Ancak söylediğim gibi kalanlar konusunda karışıktım. Derken bir gün yine bir kitapçıda saatlerimi harcarken bir kitap gördüm. Kuran Araştırmaları Grubu çıkarmış. Grup kimdir, arkasında kimler vardır inanın bilmiyorum. Az sonra sitesinden bulmaya çalışacağım ben de.
Kitap ’’Uydurulan
Din ve Kuran’daki Din’’
.

Kitap özetle şunu söylüyor: Biri size dinle ilgili bir şey söylüyor ise kaynağını sorun! Eğer kaynağı Kuran değilse ciddiye almayın. Hadisler, sünnetler , gelenekçi din, mezhepler, arap adetleri, şeyhler, dedeler, imamlar, din profesörleri vesaire… Bunların hepsi yanılıyor olabilir. Doğru olan, gerçek olan sadece Kuran’da geçendir. Tek kaynak Kuran’dır, peygamber kutsal bir elçidir ancak putlaştırılıp her yaptığı yapılacak peygamberlik öncesi özel hayatı bile Kural ilan edilecek tanrılaşmış bir insan haline getirilmemelidir diyor. Benim anladığım bu en azından. Kadın- erkek konuları konusunda beni oldukça aydınlatan bir kitap oldu. Bana mantıksız gelen pek çok maddenin Kuran’da hiçbir şekilde geçmediğini şaşırarak öğrendim. Ya da pek çok anlamı olan kelimeleri kitapta hep bir anlamla kullanıp, niyeyse işlerine gelen tek bir yerde anlamını değiştiriveren mealciler yüzünden çarpıtılan ayetleri.
İlginç gelen dinde bulunmayan kimi gelenekçi İslamcıların iddia ettikleri yalan din maddeleri:
BUNLAR DİNDE YOK (başlığı altında kitapta verilmiş maddelerden sadece bazıları)
• Kuran’ın tek başına yetersiz olduğu iddiası
• Peygamber’in hadislerle kuran dışı hükümler oluşturması
• Dine arap geleneklerini sokmak
• Mezheplerin (Hanefilik, sünnilij, Şiilik, Caferilik vs aklınıza ne geliyorsa)hepsi
• Bilim düşmalığı
• Sanat düşmanlığı
• Başörtüsü takmak
• Haremlik-Selamlık uygulaması
• Kadının yönetici devlet başkanı olamayacağı
• Kadının aybaşılıyken namaz kılmaması, oruç tutmaması, Kuran okumaması, camiye girmemesi
• Kadınları çarşaf, pardesü gibi üniformalarla örtmek
• Şahitlikte, bir erkek eşittir iki kadın ilkesinin uygulanması
• Zina edenin taşlanarak öldürülmesi
• Erkeklerin altın takmasının, ipek giymesinin haram olması
• Heykel, resim, satranç, müzik yasakları
• Cinsel ilişkinin örtü altında olması gerekliliği
• Mastürbasyonun yasaklanması
• Erkeklerin ya da kadınların sünnet olması
• Namazın yalnızca Arapça kılınması gerektiğini iddia etmek
• Namazı kadının kıldıramaması
• Orucu kasten bozanın iki ay oruç tutması gerekliliği
• Teravih namazı, bayram namazı
• Haccı birkaç güne sıkıştırıp insanları perişan etmek
• Deccal, mehdi
• Belli haramların hacdan sonra başladığı düşüncesi
• Boy abdestini cinsel ilişki dışında şeylerin bozduğu iddiası
• Abdesti tuvaleti yapma dışında şeylerin de bozduğu iddiası
• Dövmesi olanların ya da diş dolgusu olanların boy abdestlerinin geçersiz olduğu düşüncesi
• Halifelik
• Makyajlı açık kadınları dövmek, makyajı yasaklamak
• Müslümanlığı bırakanları öldürmek
• Kadının boşanma hakkının olmaması

Bu liste daha da uzun. Bence dikkat çekici olanlardan bazıları bu maddelerdi.
Yazar(lar) şunu söylüyor. Kuran her şeyi kapsar. Allah istese o kitabı 10 katı kalınlıkta yapardı. Kitapta yasak olarak geçmeyen hiçbir şey yasak olarak iddia edilemez. Söz gelimi eğer armut yemek yasak değilse niye armut yemek yasak değildir diye geçsin. Ancak yasaklardan zaten açık ve net söz edilmiştir zaten. Kuran kimi noktalarda insanı serbestlikler içine bırakmıştır insanları. Özellikle çok eşlilik konusu çok güzel açıklanmış ancak merak edenlere bu konu için kitabı okumlarını önerip yazımı bu noktada bitireceğim. Zira diğer türlü kitabın tamamını burada anlatmak gerekir. Her sayfa kafamızdaki pek çok soruyu, üstelik ayetlere dayanarak ve çok mantıklı bir şekilde açıklıyor. Okumalı ve okunmasını sağlamalı diye düşünüyorum. Eğer yazan grup hakkında olumlu ya da olumsuz bir bilginiz var ise de bana bu konuda bilgi verebilirseniz memnun olurum.
Hilal Akıncı
( benim de henüz bakmaya fırsat bulamadığım kitabın ön sayfalarında geçen bağlantılar:
www.kurandakidin.net ve www.istanbulkitapevi.com )