Doğrular ..? Siz, biz, onlar …ben almayayım!

Yukarıdaki çok bilinen bir ilüzyon örneği. Aslında gördüğümüz kalın iki çizgi birbirine paralel. Biraz bu tür şeylere aşina olmak ya da eline düz bir nesne alıp karşılaştırma yoluna gidebilecek herkes bunu söyleyebilir. İlk defa karşılaşan bir insanın ise tepkisi iki çizginin paralel olmadığı yönünde olacaktır. 
Neden mi böyle bir giriş yaptım ?
Bu yazımda kişisellikten bahsedeceğim, neye göre kime görelerden bahsedeceğim. Sizin doğrunuz başkaları için doğru olmak zorunda mıdır, ve size yanlış gelen herkesce yanlış olmak durumunda mıdır konusundan söz edeceğim. Toplumu sokacağım yazımın kıçına başına.
Bugün bir arkadaşımla konuşurken, yakın bir arkadaşımla yaklaşık 2 yıl kadar konuşmamamıza sebep olan bir tartışmamızı hatırladım. Unutmuştum aslında tartışmanın sebebini, bugün biraz zorlayınca hafızayı ortaya çıktı. O dönem çevredeki herkesi eleştiren grup arkadaşlarıma çok önyargılı yaklaşımlar bunlar, herkesi eleştirmek zorunda değiliz demiştim. Olay burdan büyümüş bambaşka noktalara gelmişti. O ana kadar neden bunu farketmemiştim, o an böyle bir aydınlanma yaşamama sebep neydi bilmiyorum.
İnsanız sonuçta, eleştiriyoruz deliler gibi, onun şusu kötü, bu çok şöyle, bilmem kim de biraz şöyle böyle, vesaire… Peki biz ne kadar doğruyuz?
Doğru nedir peki? 2+2=4 şeklinde kurallar mı var hayatta ?
Ne zaman bu kadar bilimsel hayatlarımız oldu bizim?
Ne zaman mükemmel olduğumuzu zannettik de başkalarını eleştirmekten eşek sudan gelinceye kadar zevk alır olduk?
Eleştirmenin sadece olumsuz olduğu anlamını kimler doldurdu beynimize? 
İyi bir şey söylediğimizde kompliman, gaddarca yanlışları ortaya koyduğumuzda (tabii ki bizce yanlışları) eleştiri mi oldu yani?
Türkiye riyakarlığı …
Diğer toplumları yüceltip kendi ülkemi aşağılamak için söylemiyorum bunu. Diğer toplumlarla bir alakam olmadığı için, kendi ülkemi iyi bildiğim için söylüyorum. Hani % bilmem kaçı müslüman ülkemden söz etmek istiyorum. Sözde herkes inançlı. Öyle tuhaf bir inanç ki birine yardım etmeyi zayıflık kabul eden bir inanç haline gelmiş. Öyle bir ortam ki türbanlı, türbansız, sağcı, solcu, türk, kürt, sünni, alevi gibi gruplara ayrılmış. Sokaktaki hayvandan, doğadaki ağaca kadar her yaşayan canlının ölümünü isteyen, hatta bence özünde kendisi de ölmek isteyip sırf ayıp, günah diye kendini öldüremediğinden zorla yaşayan bir toplum. 
Öyle çirkin bir toplum ki en bağnazı eşini bir evde oturturken yan eve utanmadan dostunu oturtan. Ve bunu yaparken karşı apartmanda hayatında başkasına bakmayan bir çifti evli değiller diye, imza atmamışlar diye eleştirme hakkını kendinde bulan. Ulan kimin yaptığı zina acaba? İnandığını mı kandırıyorsun demezler mi adama, kimi kandırıyorsun lan? Öyle bir toplum ki birine tecavüz ettiğinde utanmayıp, tecavüz edilenin utanması gerektiğini hatta ölmesi gerektiğini savunan. İğrençlikte nesilden nesile de bu doğru(!) larını aktarmayı kendine görev edinmiş. Töre dediği şeyin törenin özüyle alakası kalmamış bir toplum. Cinayet getiren töre mi olur hangi gerizekalı uydurmuş da hangi gerizekalı buna inanıyor Allah aşkına?
Doğru dedikleriniz çoğu zaman doğru değil. 
Sen sokakta gördüğün aç insana yardım eli uzatmıyorsan, evinde mal yığıyorsan, mezara kefeninden öte bir şey götüremeyecekken mal hırsı bürümüşse gözünü sen inançlı falan değilsin. Kaza olmuş, yaralı var, polisle başım belaya giriyor diye kaçıyorsan inancı da geçtim insan değilsin. 
Komşun buz gibi evde donuyorken, o ateiste battaniye bile vermem diyebiliyorsan sen müslüman değilsin bence. Elbette ki büyük Allah’ım bilir, adaleti de sonsuzdur ancak benim inanasım gelmiyor sizin inancınıza da insanlığınıza da.
Toplum…
Öyle ya hem de yüzde bilmem kaçı inançlı toplum.
Peki bu toplumun yüzde kaçı insan?
Allah aşkına bana bunun cevabını verin?
Toplumsal baskı sebebiyle ne kötülükler yapıyorsunuz? 
Ya da yapabilecekken hangi iyilikleri yapmıyorsunuz?
Yarın bir gün öyle bir hale gelsek, toplumda eli gözükeni öldürmemek çok büyük ayıp ilan edilse ona da uyacak mısınız?
Sizin doğrularınız mı doğru, topluluğun doğruları mı?
Allah aşkına kimsiniz siz?
Biz kimiz?
Onlar kim?
Hangimiz insanız?
Bunu bir sorgulayın derim.
Bilerek ve isteyerek bir kere bile ciddi( ciddisi de nasıl olursa artık) bir kötülük yaptıysanız, bir canlıyı üzdüyseniz, kırdıysanız, zarar verdiyseniz, kurtarabilecekken kurtarmayıp, yardım edebilecekken el vermediyse; kusura bakmayın ben ne bizdenim ne de sizdenim.
Eyvallah, ben insan dışında herhangi bir canlı olmayı kabul ederim. Yeter ki şu inançlarla siz kimseniz ben onlardan olmayayım.

Beynin kirlenmiş senin, onu bir yıka öyle gel.

Biraz düşündüm de…
Evet zaman zaman yapabiliyorum 🙂
Neyse, konuyu cıvıtmaya çok müsait bir psikolojim var şu an; malum hava açtı, çiçekler böcekler, kısa kollu gezilebilen bir hava vs…

Neyse, ne diyecektim ben.
Heh evet!
Bence baskılanan beyinler sapıtıyor arkadaş.
Ve istedikleri kadar eleştirsinler bizim nesli, bencil desinler bize, idealizm yoksunu bulsunlar, sorumsuz bulsunlar, saygısız falan filan…
Biz özgür olmak için çabalayan bir nesiliz. Ben onu söyleyeceğim.

Bir muhabbet esnasında iyice algıladım ki anlattıklarımız karşımızdakinin şekil süzgecinden geçip onun sahip olduğu kalıplardan biri olarak gidiyor beynine. Bunu anlatan bir sürü söz de söylenmiş zaten. İşte anlattığımız karşıdakinin algıladığı kadardır, yok efendim insan kendisi nasılsa karşıdakini de öyle zannedermiş gibi laflar.

Sonra geçmiş kuşaklara baktım.
Benim arkadaşlarımın cinsiyeti yoktur mesela. Hani böyle harbi arkadaşlarımı kadın- erkek ayrımı yapmadan severim. Onlar cinsiyetlerini yitirmişlerdir benim gözümde. Aynı yerde yıllarca yaşasak bokluk çıkmaz bence.
Geçmiş kuşak ise şöyle bakıyor: bir kadınla bir adam aynı yerdeyse kesin bir bok oluyordur.

Heheh, hayallerinizi, iğrenç beyninizi yanıltmak istemem ama olmuyor abilerim ablalarım öyle değil o işler.
Tam tersine emin olun, bir kadın ile adam arasında bir şey olacaksa evde 10-15 kişi de olsa onlar boş oda bulur. Ama sizin o bir bok var sandığınız durumlarda genelde o iki farklı cinsiyet, o kafalarına kazıdığınız cinsiyeti unutmuş, oturmuş, dertleşiyor, içiyor, oyun oynuyor, film izliyorlardır.

Ah pardon, hayal kırıklığına uğratmak istememiştim sizi ama yanılmış atalar, ateşle barut yan yana bal gibi de duruyor.
Vallahi var arkadaşım, bana bir şey hissetmeyen benim bir şey hissetmediğim, çok eğlenebildiğim, yanındayken huzur bulduğum karşı cins arkadaşlarım var.
Hadi gidin beyninizi bir suya tutun!