Ne kadar güzelsek o kadar güzeliz

30.08.2011
Ne kadar güzelsek o kadar güzeliz!! Evet aynen budur!
Neydi hayatı bu derece karmaşık yapan?

İsteklerimiz bu kadar basitken, içgüdülerimizle beklentilerin oluşturduğu girdapta boğulmanın ötesinde neydi daha da karmaşık olan?

Ortak değil miydi arzularımız, hazlarımız, heyecan ve hatta korkularımız. Birbirlerinden farklı notalarda gezinseler de hepimizin tüm bunlara dair bestelerimiz var sonunda hayatımız dediğimiz. Sen yokluktan korktun, o bir şeylerin varlığından. Ne önemi var, ortak olan korkuydu, heyecandı, mutluluktu, sevgiydi, sevilmekti ve daha niceleri…

Çok yol aldım, çok şey öğrendim diyordum kendi kendime. O salak küçük kız değildim artık! Öyle ya neler gördüm, -yaşananları ben değilsem de yaşayan- en çirkininden en güzeline pek çok deneyime şahittim en azından. Kirlilik içinde ahlaktan onurdan cesaretten söz edenleri de gördüm, insanlar itelerken kendisini en büyük insanlığı taşıyanı da.

İnsan karmaşıklaştırdı en basit en güzel şeyleri… deeeerken fark ettim ki çok da değişmemişim. Ne çok büyümüşüm ne de küçülmüşüm. İçimde aynı kız çocuğu, biraz daha toleranslı, daha da tedbirli, daha korkak bu insan olmuşum.

Hala sevgiye dair tuhaf hislerim var ve hala kıyamıyorum kimseye. En nefret ettiğim diye liste oluşturuyorum altı boş kalıyor. Hala kızamıyorum . Anlık sinirlerim oluyor; esip gürlüyorum. Sonra yine en çok ben üzülüp pişman oluyorum birilerini kırmış olma ihtimalime. Bir o kadar değişmiş bir o kadar da aynı ben işte.

Sonra insanlar konuşuyorlar…Konuşuyorlar, yargılıyorlar, nefret yüklüyorlar, kızıyorlar, konuşuyorlar, söyleniyorlar, konuşuyorlar (bıdıbıdıbıdıbıdııııııııı!!!!!!!)

Herkes benzer cümleler kuruyor. Gülüyorlar bazen. Cevap dahi veremiyorum. Herkes siyah diyor diye siyah mı olmalı illa?

Sessizce, içimde kalan minicik inancı inatla tutuyorum kendimde. Ama öyle kırılgan ki kimi zaman ben bile güçsüzleşip kavga ediyorum kendimle. Salak buluyorum kendimi, aynısın işte diyorum.

Reddedemediğimiz gerçekler var evet ama benim reddedemediğim mutluluklarım da var. Hem birileri inanmak zorunda değil mi herkesin inanmadığı ama varolan şeylere… Ben istiyorum diye olamaz mı minik küçük mucizeler. Hesap vermek zorunda mıyım herkese ya da mantık süzgecimden geçirmem mi gerekiyor illa?

İşte böyle anlarda geliyorlar. Her şeyi, herkesi geride bırakıp, mantığımı işin içinden çekip sadece hissettiğim yollara düşmek istiyorum; nerede olmak istiyorsam, kimin yanında mutluysam oraya gitmek. Ve dönüş planı dahi yapmadan tek yön bir biletle çıkmak yola. Canım ne zaman isterse, o zaman, nereye gitmek istiyorsam oraya dönerim. Şarkı sözlerini istediğim gibi değiştirmek, melodileri de kendimce uydurmak istiyorum.

Uymak zorunda mıyım kurallarınıza, sınırlarınıza, sunduğunuz haritalara?
Sen! ! !
Sen şimdi bana hiç bilmediğim masallar, destanlar anlat. Bilmediğim kahramanlarla tanıştır beni. Bırak aksın ruhumuz… Bir iki kadehe bakmayacak mı ebedi dostluğumuz? Hem sigaranı da yak artık. Sağlık bıdı bıdılarıyla kısaldı ömrümüz. Ne kadar güzelsek, o kadar güzeliz kime ne?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir