Bürokrasi sorunsalı

Evet staj yapacağım şirketin istekleri :
* Öğrenci belgesi
* Zorunlu stajı olanlar için; okulunuzdan alacağınız staj yapmanızın zorunlu olduğuna dair staj yazısı,
* İkametgah,
* Adli sicil kaydı,
* Nüfus cüzdanı fotokopisi (T.C. Kimlik numarasını içeren),
* 2 adet vesikalık fotoğraf, (Scan edilmiş versiyonunu öncelikli olarak bizimle paylaşabilirsiniz)
* Sağlık belgesi (herhangi bir sağlık ocağından alınabilir)
* Kan grubu belgesi (Ehliyetiniz bu bilgiyi içeriyorsa, ayrıca belge almanıza gerek yoktur.)

Bu nedir ? Nüfuslarına almazlarsa beni şikayetçiyim bu kadar işten sonra.
İkametgah kısmı tamam hemencecik oldu.

Ben sağlık ocaklarının kokusundan ne kadar nefret ettiğimi unutmuştum ama ya:(
Ne gereği vardı o ilaç ve sidik kokusu karşımın iğrençliğini anımsatmaya???
Sağlık raporuymuş:
Yaptığım tek şey fotoğrafımın zımbalandığı kağıdı doldurup,
iğrenç kokunun içinde dünyamdan cayar vaziyette sıra bekleyip,
odaya girdiğimde ‘bir rahatsızlığın var mı?’ sorusuna HAYIR demek…
Ahan da turp gibi staj yapar bu diye raporum var höh!

Nüfus cüzdanım da yok ayrıca benim, ehliyet kabul etmezlerse bir de onunla uğraş işin yoksa. Bir daha kaybetmicem artık nüfus cüzdanımı bu son olacak!

Telefon Adabı (Evet var böyle bir şey!!!)

Dün gelen bir telefon yine sinirlerimi harekete geçirdi. Bütün derdin bu mu bir sal diyenler olabilir. Ama yazıcam işte çok rahatsız oluyorum yahu. Hatta halk evlerinin falan bu konuda ücretsiz seminerler vermesi gerektiğini savunuyorum.

Örnek olması açısından bir telefon dialogu:
Ben- Efendim
Kişi- Alo
Ben- Efendim buyrun?
Kişi- Kiminle görüşüyorum (asjhafjksahfjkasnvkajdjnvaks)
… Burada bölmek istiyorum. Ne demek kiminle görüşüyorum ya? Ben mi aradım seni? Sen kimi aradığını bilmiyorsan ben niye sana kim olduğumu söylemek zorundayım?


Birini aradığınızda önce kendinizi tanıtınız, ardından karşıdaki ses aradığınız kişiye benzemiyor ise misal ‘ben bilmemkimi aramıştım onunla mı görüşüyorum acaba’ şeklinde doğru olup olmadığını kontrol ediniz.

Dana gibi direk kimsiniz demek hoş değildir yani sevgili insan!

Konuşmanın devamı da şu şekilde sürdü:
Ben- Siz kimi aramıştınız?
Kişi- Yanlış herhalde (çat = kapanma sesi)
Ben- AJFAKJF….

Evet sinirleniyorum. Çünkü öyle çok ele gelir bir telefon numaram olmamasına rağmen iki de bir yaşıyorum bu diyalogları. Hele bir de telefonu açıp direk aradığı insanmışım muamelesi yapan teyzeler var ki onlar felaket…
Ben- Efendim?
Kişi- Hatçeeeeeeeeeeeeeeeeeee
Ben- Ben değilim, yanlış aradınız.
Kişi- Çat!
Ben-asakjsakfjanf…

Daha beterleri de var tabi.
Ben- Efendim
Kişi-Alo
Ben-Evet buyrun?
Kişi- Kimsiniz?
Ben- Siz kimi aramıştınız?
Kişi- Yanlış oldu herhalde, ama sesiniz hoşmuş belki bu tesadüf…..
Ben- ÇAT!

İkinci olay ise:

Telefonu arayan kişi sonlandırır

Bu sebeple arayan siz iseniz, kapatmaya karar verecek olan da sizsiniz. Eğer çok uzatırsanız, aradığınızı zor duruma düşürürsünüz. Bu arkadaşlar arasında pek de geçerli bir durum değil tabii ki. Ama konu bittiyse, konuşulacak bir şey kalmadıysa, aranan kişi eh hadi kapat diyemez, ayıptır çünkü. Arayanın kapatmasını bekler. Siz çekinir ve karşısı kapatsın diye beklerseniz olay saçma sapan bir hal alır.
Ben- Anlıyorum
Kişi- İşte böyle
Ben- Evet değişikmiş
Kişi-Di mi bence de öyle oldu
Ben- Evet tabii
Kişi- hı hı
Ben- Başka?
Kişi- Yok başka bişi işte öyle bildiğin gibi
Ben- (utana sıkıla) E şeyy o zaman kapatalım mı ki artık?
-Bu noktada kendimi çok rezil bir şey yapmış gibi hissederim her zaman. Sonuçta arayan ben değilimdir ve kapatalım mı demekle büyük ayıp ediyorumdur. Ama telefonda birbirimizin nefesini dinlemeyi de sapıkça buluyorum açıkçası.

Telefonda geğiren arkadaşlara zaten bir şey söylemiyorum onlar bir zahmet bir gidip atlasınlar bir yerden.
Telefonda sifon sesi duymak da istemiyorum artık.
Bir de lütfen telefonla konuşurken, telefona ihtiyaç kalmayacak şekilde bağırmayalım. Öyle anlar oluyor ki ya kapat telefonu ben cama çıkayım zaten duyarım diyesim geliyor.
Bir de bazen telefonu yutup da konuşuyorsunuz ya hani, böyle sanki telefon midenizde ve sesinizi midenizden almaya çaşışıyoruz gibi oluyor. İşte o anlarda zaten yakın olduğum insanlara direk söylerim ‘Allah aşkına telefonu her ne yapıyorsan yapma normal konuma getir’ diye. Ama işte yakın biri değilse ‘Sesinizi alamıyorum?’ gibi cümlelerle cebelleşmek durumunda kalabiliyoruz.

Özetle, evet devir değişmiş olabilir, evet bizler pek çok adab-ı muaşeret kuralını unutuyor olabiliriz. Ama LÜTFEN!!! Bunlar saygı içeren unsurlar, bunları unutmanın ve tarihe gömmenin bir anlamı yok. Saygı gösterdiğimiz zaman bu kurallar kendiliğinden uygulanmış olacaktır zaten.

Gerçi bizler ki
-Alo
-Götün kaç kilo

espirileriyle kaynaşmış bir milletin çocuklarıyız. Belki de çok şey bekliyorumdur 🙂