O

go to site Pencerede oturuyorum. Bir elimde 3 gün sonra vedalaşacağım sigaram tüm vedalarımı anımsatıyor.
Arada biramı yudumluyorum. Teoman çalıyor arkada, “O”… Binlerce düşünce, soru işaretleri. Doğru ve yanlış pek çok şey. Susmaya karar verdim artık ve herşeyi kendi içimde halletmeye. Kendi kendime işte. Yorgunum anlatmaya çalışmaktan. İşte böyle.

Satürn gitmişti hani?

Gitti demişlerdi, bilmem kaç yıl yok. Rahatlamıştım. Peki bu üst üste gelen olumsuzluklar neyin nesidir?

Bugün benim doğum günüm… Ve ben doğum günlerinden hiç hoşlanmam. Anlamsız bir hüzün kaplar beni. Kafamda geçmişi sorgulayıp dururum. Ne istiyordum, ne elde ettim, neler öğrendim, ne kazıklar yedim, ne yanlışlar yaptım vesaire. Sonrası için ne istiyorum?

Yine aynı moddayım. Pek çok iyi kötü şey yaşamışım. Yanlışlar, doğrular, güzel anlar… Çok sevdiğim insanlar… Yolda kayıplar olmuş, kazanımlar olmuş. Geçen sene bugünü düşündüm yine. Hep öyle yaparım; bir önceki yıl aynı saatlerde neredeydim, kiminleydim, ne yapıyordum gibi durumlar.

Çok sevdiğim insanlar var ve tercihlerimle gurur duymama sebep oluyorlar en az onlarla gurur duyduğum kadar. Bu his, her sene gelip yüreğimin üzerine kocaman bir su aygırı oturmuş gibi hissetmeme neden olan şey…
Bunu çözdüğüm sene, herşey başka olacak, biliyorum. Ve o sene bu sene değil.

En güzeli, sorgulamaları kenara bırakıp, akşam çıkıp, en bencilinden bir gece çalmak hayattan. Zamanı umursamadan, ne yaptığını bilmeden eğlenmek. Sorun istemiyorum bugün! Geçmişten gelecekten sesler sızmasın hayatıma.
Ben böyle güzelim, falan filan…